İnşaat ve Malzeme

Y. MİMAR CAN KÜCCÜK'TEN İLGİNÇ DEPREM ÖNERİSİ

“Nasıl ki Hiroşima faciasını hâlâ Japon çocuklarına gösterip bilimden ve akıldan uzaklaşan toplumların geldiği noktalar anlatılıyorsa, ülkemizde de deprem bölgelerinin bazıları devlet eliyle kamulaştırılarak açık hava müzesi haline getirilmeli”.

KüccüK Architects Kurucusu Y. Mimar Can Küccük

"Deprem konusunda herkesin kendi uzmanlık alanı ile ilgili söyleyeceği konular vardır. Bu yazıda söylenecek konu başlıklarını üçe ayırmakta fayda var; depreme dayanıklı yapılar inşa etmek, depreme dayanıklı şehirler inşa etmek, depreme dayanıklı toplumlar inşa etmek. Bu konuları keskin bir çizgi ile birbirinden ayırmak neredeyse olanaksızdır. Biri diğerinin alt yapısıyken diğerinin sonucuna dönüşebilmektedir.

DEPREME DAYANIKLI YAPILAR İNŞA ETMEK 

Depreme dayanıklı yapılar inşa etmek, doğru tasarımlar, doğru hesaplamalar, doğru uygulamalar ve doğru kullanmakla ilgilidir. Bu dört doğrunun bir araya gelmesi mutlak zorunluluk içermektedir. Yapının inşa edilmesi istenen alana bağlama uygun estetik kaygılar ile birlikte strüktürel dayanımı da içeren kaygılar ile yaklaşmak gerekmektedir. Tasarım aşamasından alınması gereken materyal kararları yapı hayatının sonuna kadar var olabilecek ürünlerden seçilmelidir. Çelik yapılar ağırlık konusunda ve dayanıklılık konusunda betonarme yapılara göre daha sağlıklıdır. Yapının durumuna göre, bitişik nizam olan bir bölgede iki tarafı betonarme yapılar ile çevrili bir tasarımda çelik sistem çözümü üretmek (yasal olarak imkanı olan bir durum olmasa da) binaların salınım farklarına göre birbirine zarar vermesi sonucunu doğuracaktır. Bu noktada hesaplamanın önemini gösteren bir noktaya geliyoruz. Hesaplama tasarım aşamasında başlaması gereken bir süreç. Tasarımcının ileride karşılaşabilecek sonuçlar üzerine önceden çözümler üretilerek ilerlemesi olası sürprizlerle karşılaşmanın önüne geçecektir. Hesaplamanın en önemli noktalarından biri zemin etüdünün minimum binanın dört köşesinden alınarak yapılmasıdır. Doğru statik hesabı yapılan bir yapı yanlış zemin etüdü yapılan bir zemine uygulandığında çeşitli sonuçlar karşımıza çıkabilmektedir. Bina önem katsayısına göre inşaat mühendisleri statik hesaplamalarını ve bu hesap doğrultusunda demir, beton varsa çelik büyüklükleri belirtmektedir. Genellikle ülkemizde masa başındaki tasarım ve hesap konuları bir şekilde doğru çıktılar verebiliyor. Ancak üretim aşamasında doğru üretim yapılmaması sonuçları ciddi oranda etkiliyor. İhmal bu noktada oluyor. Eğitimli eleman bu noktanın en önemli çözümlerinden biri olacaktır. Geçtiğimiz süreçte doğru tasarım, doğru hesaplama ve doğru uygulama olsa da bilinçsiz kullanıcılar strüktüre zarar vererek yapıyı savunmasız hale getirmektedir. Bu işlemlerin talimatını veren ve yapanlar hakkında büyük yaptırımlar getirilmelidir.



DEPREME DAYANIKLI ŞEHİRLER İNŞA ETMEK

Depreme dayanıklı olmanın sürdürülebilir olmasının ilk aşaması depreme dayanıklı şehirlerdir. İnsanoğlu tarihi boyunca bu kadar doğadan kopuk olarak yaşadığı bir dönem olmamıştır. İklim koşullarından korunarak yaptığımız yapılarda yaşadıkça doğa üstü bir hissiyat şeklinde yaşamanın sonu doğayla savaşmaktadır. Ancak doğayla savaşmanın yerine doğaya uyum sağlamak sürdürülebilirliğin temelini oturmaktadır. Şehirlerin doğru üretilmesinde her ne kadar toplum bilinci önemli olsa da kural koyucu ve uygulayıcıların değişmez tavırları en önemlisidir. Bu nedenle kural koyucuların hiçbir kişisel menfaat gütmeden toplumsal menfaat ekseninde düşünmesi gerekmektedir. Kentsel dönüşüm alanı ilan edilen bazı bölgelerde oy kaygısı nedeni ile ada bazlı dönüşüm yapmak yerine parsel bazlı dönüşüm yapmak şehirleşme açısından büyük felaketleri beraberinde getirmektedir. Özellikle İstanbul gibi şehirlerde bitişik nizam uygulamalarına ivedilikle son verilmesi gerekmektedir. Deprem, doğası gereği yapılara salınım hareketi yaptırmaktadır. Aynı salınımda olmayan yapıların birbirine çarparak zarar vermeleri kaçınılmazdır. Bu bağlamda siyasiler herhangi bir proje açıklamadan önce mutlaka işinin ehli şehir plancıları tarafından onay almaları gerekmektedir. Hiçbir sağlam şey hemen olmaz. Doğru etütler ve projeksiyonlar ile sağlıklı şehirler oluşturulmalıdır. Antik medeniyetlerin bir şehirde olması o şehrin nüfusunun gönül rahatlığı içinde arttırılabileceği anlamına gelmediğini gördük. Antik medeniyetler bir şehirde milyonlarca yaşayan, 20 katlı binalar, hemen bitirmemiz lazım diye müteahhit ve ev sahipleri ile dolu değildi. Bu nedenle doğanın izin verdiği ölçüde şehirlerin yayılması ve yükselmesine izin verilmelidir.

DEPREME DAYANIKLI TOPLUMLAR İNŞA ETMEK

Her ne kadar yapıları ve şehirleri doğru yaparsanız yapın toplumlar doğru olmadığı sürece atılan adımların sürdürülebilir olması imkânsızdır. Yaşanan her ne facia varsa akıl sahibi kurumlar ve kişiler bu facialardan dersler çıkararak gelecek nesillerin bu derslerden faydalanmasını sağlamaktadır. Nasıl ki Hiroşima faciasını hala Japon çocuklarına gösterip bilimden ve akıldan uzaklaşan toplumların geldiği noktalar anlatılıyorsa bu deprem bölgelerinin bazılarını devlet eliyle kamulaştırarak açık hava müzesi hale getirilmesi gerekmektedir. Bu alınan ya da en azından alınması gereken dersleri tam anlamıyla hazmetmek yerine ivedilikle yıkıntıları başka noktalara dökmek yaşanan facianın azımsanmasına neden olacaktır. Nesillerin yanında olması gereken avadanlık bilim ve akıldır. Kendisine bilimi ve aklı yol seçen toplumlar bu faciaların yaşanmasının önüne geçebilirler. O nedenle pedagoglar ve psikologlardan oluşturulacak geniş heyetlerin yardımıyla yapılacak genel sunum bölgede rehberlik yapan kişiler ile paylaşılmalı ve nesiller bu bilinçle eğitilmelidir. İnşaat sektöründeki bu acelecilik kavramının önüne başka türlü geçmemiz imkansız gibi görünmektedir".